
Elim tuşlara gidemedi. Ha gayret dedim içimden. Olmadı. Hayatın temposumu yoğun ben mi plansız yaşıyorum, çözemedim. Uzun zamandır itiraf etmek gerekirse yazı yazmak gelmiyor içimden. Geldiğinde de Blogger nedense yazdığım yazıları yayınlamama konusunda inat ediyor. Açık konuşmak gerekirse küfredip kapatıyorum bilgisayarı, kızıyorum çünkü... Şimdi tukkandan bağlandım, kör ve aynı zamanda topal olan talihimi yenmek adına ışıkları kapattım, Norah Jones'u koydum ve yanında da sütlü bir kahve. Eve gitmek içimden gelmiyor. Sabah "Yeşil Elma" için hazırlık aşamasında evde 1,5 saatlik süren bir mimi krizinin bunda çok büyük etkisi var. Biraz sakinleşmeye ve dinlenmeye ihtiyacım var. Çalışan bir bilgisayar bulmuşken de yazı yazmak lazım. İçerde çok olay var dışarı çıkmak isteyen. Tarifler var yayınlanmayı bekleyen. İşin acı tarafı evdeki bilgisayarın bozulmuş olması ve tarif resimlerinin o bilgisayarda kalmış olması.Resimsiz tarif vermek de güzel olmuyor. Özellikle yemek kitaplarında sinir olduğum bir konu. Tarif güzel ama resim yok. Gözümün önüne getiremiyorum. Sanki resim olmadan eksik kalıyor. Bakalım bu bilgisayarla bu konuda ne yapabilirim? Belki aradan birşeyler bulabilirim.
Bu arada yaşanan süreçte olaylar her zamanki gibi devam etti. Ajanımın oğluna parti yaptık, Küçüğüm 2'nin doğumgününü kutladık, IBATECH fuarında sıkı bir çalışma (Laz kızı, en çok senin emeğin var.) sergiledik. Aradan Filiz'in Emre'yi dünyaya getirmesini kutladık. Tukkan'da yaklaşık 1,5 ay beklediğimiz ürünleri gümrükten çekerek raflara yerleştirdik. Ankara Bakeshop'u (Hafizem, hala diyorum ki; kim tutar seni!!) açtık. Bir de araya Derya Baykal programı (Evet Nino, doğrusun...) sıkıştırdık. Yeni arkadaşlar edindik, eskileri birazcık ihmal ettik ama yüreğimizdeki yerlerini sağlamlaştırdık.
Ve en önemlisi bir kanat daha oldu hayatımda...
O da kanat oldu, istediği yere uçmak için... Yuvasında şimdi, gözleri ışıl ışıl. Heyecanlı, yüreğinin sesini kulaklarımda. Mutlu ol kardeşim ve o tenteciye benden selam söyle, güzel fiyat versin...
Bu ara yazılardan sonra baklava resmini nasıl yokedeceğimi hala yolunu bulamadım. O yüzden kısacık bilgi vereyim. Bayramda Sevgili Güllü tarafından yapılan baklavanın tadı tek kelime ile muhteşemdi. Yapılan sıkıştırmalar sonucu hazır baklava yufkası olduğunu öğrendim. Tarif ve ulaşılabilenecek yerler konusunda bu
tıka tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Lezzet

konusunda yiyen herkes tam not verdi.
Hazırlanışı oldukça pratik. Tavsiye olunur diyerek resmi yok etme çalışmalarına devam edeceğim.
Yeni tarifler için öncelikle hindistan cevizli kurabiye ile açılış yapılacak gibi bir durum gözüküyor. Yapılan testler gösterdi ki kurabiyeden çok "Koko" yu andıran bir havası var. Hazırlanışı çok kısa sürüyor. Hani sabah yap, öğleden sonra ikram et tarzında. Arkasından Ebru'nun çok seveceği (Yaparsam ve ona tattırabilirsem tabi kii!!!) limonlu tart olacak.
Yaaa... Resimlerimi istiyorummm...
Devamını okuyun...(Read more...)>>