05 Mayıs 2008 Pazartesi

Fransızca Öğrensem Mi Acaba??

Dino ile dışarda yemek yemeğe gitmek istediğimizde açıkcası gideceğimiz yere o yerin yemek menüsü karar veriyor. Daha doğrusu yemek menüsündeki yemeklerin adları. Acaip adların olduğu ve Dino'nun hep aynı surat ifadesi ile karşıladığı yemekler... "Allahın domates soslu tavuğuna ne biçim isim vermişler? Hayret birşeyyy yaaa!..." şeklindeki yaklaşımı ile o yemek yenmekten ziyade boğazınızda dizim dizim diziliyor. Bu tarifi görünce aklıma o surat ifadesi geldi ve yapmaktan kendimi alamadım. Oldukça limonlu ve serin bir tart... (Ebru kulakların çınlasın...)

Ve işte huzurlarınızda:
"Pate Sabléé tabanlı Tarte Au Citron"
Nam-ı diğer:

Limonlu Tart


















10-12 kişilik
Hazırlanma süresi: 15 dk (1 saat bekletme süresi) + 35 dk pişme süresi
Servis süresi: 2 saat

Gerekli malzemeler:

Patéé Sable için (Alt taban) :
  • 150gr un
  • 75gr tereyağ (Oda sıcaklığında)
  • 25gr pudra şekeri
  • 2 yumurta sarısı
  • 1/2 çay bardağı soğuk su
  • 1/2 çay kaşığı vanilya özü

Limonlu üst kısım:

  • 5 adet limon
  • 5 adet yumurta
  • 1/4 çay kaşığı tuz
  • 250gr pudra şekeri
  • 150gr tereyağ

Süsleme için:

  • Pudra şekeri


İlk önce tart tabanı için mikser ile un ve küp şeklinde tereyağ, ekmek kırıntısı görüntüsü olacak şekilde karıştırılır. İçine pudra şekeri ve yumurta sarısı eklenir. En son soğuk su ilave edilir. Ele yapışmayacak ve dağılmayacak bir hamur elde edilir. Nişasta serpilmiş tezgahta 24cm'lik tart kalıbına sığacak şekilde açılır ve yağlanmış kalıba yerleştirilir. Bu şekilde bir saat buzdolabında bekletilir. Diğer taraftan yumurtalar ile pudra şekeri, yumurtaların rengi dönüp koyu bir krema haline gelinceye kadar çırpılır. Limonları kabukları rendelenir ve sıkılarak kısık ateşte suları kaynatılır. Çırpma işlemi devam ederken kaynamakta olan limon suyu ve kabukları karışıma azar azar ilave edilir. Yaklaşık 2 dakika daha karıştırdıktan sonra yayvan bir tencereye alınır ve koyu kıvama gelene kadar kısık ateşte pişirilir. Piştikten sonra soğuması için tezgaha alınır ve içine tereyağ ilave edilir. Tereyağ eriyip karışıma ilave oluncaya kadar karıştırılır ve soğumaya alınır. Buzdolabındaki tart kalıbı çıkarılır. 180 derece ön ısıtma yapılmış fırında yaklaşık içinde kuru fasulye konarak 10 dk pişirilir. Süre sonunda fasulyeler alınır ve tekrar 10dk pişirilir. Piştikten soğumaya alınır. İyice soğuduktan sonra limonlu karışım üstüne dökülür ve 2 saat buzdolabında bekletildikten üstüne pudra şekeri ile süslenir ve servis yapılır. Afiyet olsun.




Peçete'den Notlar:

  1. Alt taban kısmını kalıpla beraber budolabında bekletmeniz hamurun pişerken çekme miktarını azaltacaktır.
  2. Kesinlikle keskin ve ekşi tadı var. Dondurma veya çikolata ile servis yapılabilinir.
  3. Yumurtalar kesinlikle çiğ olarak kullanılmıyor. Çiğ kremayı ocakta pişirdiğimiz için yumurtalar da pişiyor.

28 Nisan 2008 Pazartesi

Tarif Veriyorum.. Verdimmm Gitti...

Oldukça kolay, pratik ve lezzetli. Hatta gecenin bir vakti yeni kahramanımız Gigi'den talep geldi. "O şeyden yapar mısın?" şeklinde...



Ben de yaptım gitti...

Hindistan Cevizli Kurabiye
















50-55 adet kurabiye
Hazırlanma süresi: 35 dk
Servis süresi: 10 dk

Gerekli malzemeler:
  • 250 gr pudra şekeri
  • 4 yumurta beyazı
  • 1 çay kaşığı krem tartar
  • 250gr hindistan cevizi
  • 1 çay kaşığı limon suyu
  • 1 çay kaşığı vanilya aroması
Fırın 180 derecede ön ısıtma yapılır. Yumurta akları, krem tartar ile birlikte çırpılır. Köpürmeye başladığında pudra şekeri kaşık kaşık ilave edilir. Hafif sert tepeler oluşmaya başladığında limon suyu ve aroma eklenir. Hindistan cevizleri, çırpma işlemi tamamlandıktan sonra bu karışıma kaşıkla veya spatula yardımı ile yedirilir. Isıtılmış olan fırında yaklaşık 20dk. üst rengi dönünceye kadar pişirilir. Afiyet olsun.


Peçete'den notlar:


  1. Krem tartar'ı aktarlardan temin edebilirsiniz. Eğer bulamıyorsanız dert etmeyin, yapılan en son deneme gösterdi ki onsuz da olabiliyormuş.
  2. Ölçünün bilumum versiyonları denendi. Hepsininde de aynı sonuç alınıyor. Sadece yumurta beyazının oda sıcaklığında olması çok önemli.
  3. Gigi, sonuçtan pek memnun. Kurabiyeleri bağrına basıp ortalıklarda dolaşıyor.
  4. Tarifin orjinali "Kitchen Aid Temel Mikser Yemek Kitabı" nda yer almaktadır.


25 Nisan 2008 Cuma

Haa Gayret...

Elim tuşlara gidemedi. Ha gayret dedim içimden. Olmadı. Hayatın temposumu yoğun ben mi plansız yaşıyorum, çözemedim. Uzun zamandır itiraf etmek gerekirse yazı yazmak gelmiyor içimden. Geldiğinde de Blogger nedense yazdığım yazıları yayınlamama konusunda inat ediyor. Açık konuşmak gerekirse küfredip kapatıyorum bilgisayarı, kızıyorum çünkü... Şimdi tukkandan bağlandım, kör ve aynı zamanda topal olan talihimi yenmek adına ışıkları kapattım, Norah Jones'u koydum ve yanında da sütlü bir kahve. Eve gitmek içimden gelmiyor. Sabah "Yeşil Elma" için hazırlık aşamasında evde 1,5 saatlik süren bir mimi krizinin bunda çok büyük etkisi var. Biraz sakinleşmeye ve dinlenmeye ihtiyacım var. Çalışan bir bilgisayar bulmuşken de yazı yazmak lazım. İçerde çok olay var dışarı çıkmak isteyen. Tarifler var yayınlanmayı bekleyen. İşin acı tarafı evdeki bilgisayarın bozulmuş olması ve tarif resimlerinin o bilgisayarda kalmış olması.Resimsiz tarif vermek de güzel olmuyor. Özellikle yemek kitaplarında sinir olduğum bir konu. Tarif güzel ama resim yok. Gözümün önüne getiremiyorum. Sanki resim olmadan eksik kalıyor. Bakalım bu bilgisayarla bu konuda ne yapabilirim? Belki aradan birşeyler bulabilirim.


Bu arada yaşanan süreçte olaylar her zamanki gibi devam etti. Ajanımın oğluna parti yaptık, Küçüğüm 2'nin doğumgününü kutladık, IBATECH fuarında sıkı bir çalışma (Laz kızı, en çok senin emeğin var.) sergiledik. Aradan Filiz'in Emre'yi dünyaya getirmesini kutladık. Tukkan'da yaklaşık 1,5 ay beklediğimiz ürünleri gümrükten çekerek raflara yerleştirdik. Ankara Bakeshop'u (Hafizem, hala diyorum ki; kim tutar seni!!) açtık. Bir de araya Derya Baykal programı (Evet Nino, doğrusun...) sıkıştırdık. Yeni arkadaşlar edindik, eskileri birazcık ihmal ettik ama yüreğimizdeki yerlerini sağlamlaştırdık.

Ve en önemlisi bir kanat daha oldu hayatımda...

O da kanat oldu, istediği yere uçmak için... Yuvasında şimdi, gözleri ışıl ışıl. Heyecanlı, yüreğinin sesini kulaklarımda. Mutlu ol kardeşim ve o tenteciye benden selam söyle, güzel fiyat versin...

Bu ara yazılardan sonra baklava resmini nasıl yokedeceğimi hala yolunu bulamadım. O yüzden kısacık bilgi vereyim. Bayramda Sevgili Güllü tarafından yapılan baklavanın tadı tek kelime ile muhteşemdi. Yapılan sıkıştırmalar sonucu hazır baklava yufkası olduğunu öğrendim. Tarif ve ulaşılabilenecek yerler konusunda bu tıka tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Lezzet konusunda yiyen herkes tam not verdi. Hazırlanışı oldukça pratik. Tavsiye olunur diyerek resmi yok etme çalışmalarına devam edeceğim.

Yeni tarifler için öncelikle hindistan cevizli kurabiye ile açılış yapılacak gibi bir durum gözüküyor. Yapılan testler gösterdi ki kurabiyeden çok "Koko" yu andıran bir havası var. Hazırlanışı çok kısa sürüyor. Hani sabah yap, öğleden sonra ikram et tarzında. Arkasından Ebru'nun çok seveceği (Yaparsam ve ona tattırabilirsem tabi kii!!!) limonlu tart olacak.
Yaaa... Resimlerimi istiyorummm...



22 Mart 2008 Cumartesi

Aaaa.. Hızımı Alamadım... Üretimdeyim...

Peçete'nin iç sesi;
"Şimdi baklava resmini çaktırmadan değiştirmek lazım. Kitabım nerde? Bir dakika... Galiba buldum. İlk önce "Tarte Au Citron" yapayım. Ayy böyle söyleyince pek havalı oluyor. Ebru görse bayılırdı. Bol limon var bunda. Hiii... "Espresso Cheesecake". Güzelmiş. Nescafeli yapalım ama.. Şimde nerden bulacağım espresso'yu?? Eee, yumurta beyazı artıyor bu tariften. O zaman el mahkum, "Hindistan Cevizli Kurabiye" yapmak lazım.


Sen bunları yap Ayşem, anlından öpeceğim seni..."

Son dakika; Şu an saat 19:23...


Sol taraf;
Mermer masadan manzara: Havalı olan turtanın alt tabanı pişti. yanında karam karam süzülen ve pişmeyi bekleyen cheesecake tabanı. Bunun cheesecake kısmı nerdee???
Sağ taraf;
Fırından manzara: Hindistan cevizli kurabiye...


The Ogretmen; Sağ ve sol kavramları izafidir. Ruh haline göre değişiklik gösterir. Pazartesi günü menü sizi buzdolabında bekler...

19 Mart 2008 Çarşamba

Deniyorum...

Her yazıya başlangıç derin bir nefes almak gibi. Bu aralar kısa nefesler peşindeyiz. Her yorumda daha da nefeslerim kısalıyor. Sanırım birisinin beni şiddetle silkelemesi gerekiyor. Hatta üstüne başaşağı çevirmesi. İşte buyrun hayatıma;


Bakınız, hayatımda ve hayatlarımızda herşey yolunda. İçerde olanlardan da kimsenin haberi yok. Hani bir "Mimi... Mimi..." olayımız vardı. Nakarat şeklinde tekrar eden ve daha çok geceleri artan vaziyette. Müstehçenliği aştık. Bebi tam bir MEMEci. Bırakmıyor ve bırakamıyorum. Denedim ve pes ettim. Acımasızım, iyi bir anne miyim bu konuda, bilmiyorum. Ama yoruldum. İçimden canım çekiliyor. İsyanlarda değilim ama mahremiyetimi geri istiyorum. Başlangıçta onun can suyu olan kaynağı artık kendime istiyorum. Kuracağı ilk cümlenin: " Annem, şimdiye kadar kullanmaktan pek memnun olduk ama artık onlar senin. İlerde bir gün gerekirse kardeşlerime de tavsiye edeceğim. " şeklinde olmasını istiyorum. Bekliyorum ve bekliyeceğim...


Kendime not: Baklava artık koktu, ya tarifi ver ya da çaktırmadan resmi değiştir... (Ufuk; öpüyorum seni.)

Kendime diğer not: Yazı yazmadığın için kendine bahaneler yaratma, ayıp ediyorsun...


"İsimsiz" e not: Sayın "Geçmişten gelen" ; umarım bu notu okur ve bana ulaşırsınız. Kısacası bana ulaşın. Lütfen ulaşın...