27 Mayıs 2007 Pazar

Bir Buluşma...

Takip edenler bilirler, sevgili Esra ile bir görüşme ayarlayarak bebileri biraraya getirmeye karar vermiştik. Fakat benim kanal tedavisi olmayan çalışan ve daha sonra "Ben sıkıldım buralardan. Her taraf karanlık, gün ışığı görmek istiyorum" diyerek bizlere veda eden dişim yüzünden biraraya gelememiştik. Aradan geçen süreden sonra güç bela tarihleri de denk getirerek en sonunda kavuşmaya karar verdik. Verdik ama ben karşı tarafı az buçuk bilirim ve tahmin edin Esra nerde oturuyor?! Karşıdaa!!! İtiraf ediyorum Esra'ya da durumu çaktırmadan adres alarak acaip bilgiç havalarda direksiyona geçtim. Bir noktaya kadar çok başarılı geldim. Sizi bilmiyorum ama ben bilmediğim adrese doğru yol alırken hep sağdan, mümkünse 60km hızla gidiyorum. 3-5 korna sesi ile nedense bana el sallayan insanlar (Herhal çok şirinim!!) yanımdan geçerken Esra'nın söylediği ama aslında o olmayan yol ayrımına geldim. Şimdi anlamayanlar için anlatıyorum: Biri size yol tarif ederken " Çankaya-Kavaklıdere" levhasından içeri gireceksin der ama siz yolda ilk gördüğünüz "Kavaklıdere" levhasından saparsanız ve gideceğiniz yer Çankaya tarafına daha yakınsa " Hayydaaa??!!!" der misiniz veya deme niyetinde olur musunuz? Ben de yaşanan durum, aynen bu durumdu. Ama yer Ankara değil İstanbul. Durum trajik vakaa olma yolunda ilerlerken, bir sitenin hayırsever ve sevimli güvenlik görevlisi bana yardımcı olarak yolu tarif etti. Bu sefer doğru yerden dönerek Esra'cığıma kavuşmama ramak kalmışken, karşımda bir yol ayrımı... Valla bu kısım adres tarifinde yazmıyor Esra. "İçgüdülerine güven" demiş büyüklerimiz ama galiba benim büyüğüm bunu söylerken "Mantıklı düşün kızım!" demeyi unutmuş. Kız bana diyor ki yokuş çıkacaksın, ben gidiyorum düz yolda... İşin tam salaklığı, arkama dönüyorum, bakıyorum: yokuş yukarı çıkan bir yol var ve ben hala ters yönde gidiyorum. Neyse gene hayırsever vatandaş tarzında yardım aldıktan sonra doğru yola girdim, yokuş yukarı çıktım ve göbekten döndüm. Site karşımda duruyor. Bir de benle dalga geçer gibi koca koca bloklar halinde. Neyse güvenlikten geçtim. Arabayı park ettim. Daireyi buldum. Veee... Şimdi burda bir "es" veriyorum. Bloglar vasıtası ile tanışıp, buluştuğumuya karar verdiğimiz zaman benim mideme kraplar giriyor heyecandan. Çünkü açıkcası yazılardan ve mesajlardan ben gözümün önüne belli bir imaj çiziveriyorum. Yaşadığım heyecan "Doğru tahmin etmiş miyim veya doğru tanımış mıyım?" heyecanı... "Acaba beni nasıl bulacak?" heyecanı... Bu heyecanın ilkini Özlem'de yaşamıştım. Umarım bu heyecanı sık sık ve çoğalarak yaşarım ve yaşarız... Şimdi kaldığımız yerden devam ediyorum. Arkadaşlar bunu söylemek zorundayım: Esra, çok güzel bir hatun...Tarzı olan güzellikte. Ve hemen arkasından karşımda şirincik birisi geldi. Böyle alıp kucaklamak isteyeceğiniz tarza birisi. Selda... Selda'nın ben de yeri çok ayrıdır. Biraz geç hatırlamakla ayıp ettim ama kafa o kadar meşgul ki... Selda benim tariflerimi yapan ilk arkadaşım. Hatta bu durumu Dino benden daha iyi bilir, çünkü Selda'nın o sayfasını gözüne sokmuştum. Her ikisi birbirlerini "Bebek Kokusu"ndan tanıyorlardı. Bu ikilinin sohbetlerine tanık olmak, o güzel kadının yaptıklarının lezzetine doymak ve benim bıdı bıdılarıma gülümseyerek katlanmalarına tanık olmak çok ama çok mutluluk vericiydi. Hele ki İlke dünyaya bedeldi. Kesinlikle en kısa zamanda Bebi ile biraraya gelmeliler. Artık sizle nasıl resimler paylaşıyoruz bilemiyorum. Bu arada fark ettim ki benim kem kaderim ,kara talihimde olan;Esra'nın yaptıklarının hepsini yiyemiyorum. Geçen sefer hiçbirini yiyememiştim, bu sefer de gelen telefonla erken kalkmam gerektiği için pastayı yiyemedim. Allahım neden yaa??!!! Neyse artık bir sonrakine diyelim. Dönüş yolum artık o bölgenin uzmanı (!) olduğum için daha kolay oldu. Köprü yolunda o yağ gibi giden trafikte keşke dedim pastayı yüzsüzlük içinde yanıma alsaydım. Fren ve gaz pedallarına basmaktan ayağım bir süre sonra kendini kaybetti. Bu trafik nereye kadar gider? Sonucu ne olur? Bir gün yollar çöker mi? gibi sorular içinde İzmir'i hayal ettim... Ahh İzmir ahh!!!



Peçete'den notlar:


  1. Selda'nın sakin görüntüsünün altında her türlü munzır işe açık olduğunu tahmin ediyorum. İmkanlar ve şartlar dahilinde "yap" deyin, kafasına yatarsa yapacak tarza bir insan. Bir de oldukça gözlemci olduğunu farkettim. Konuşmaktan ziyade dinlemeyi sevenlerden gibi geldi. Selda'ya not: Senden izin almak konusunda sana sormayı unuttuğum için resmin bende gizli... Arzu ettiğin takdirde büyük bir mutlulukla yayınlamak isterim.


  2. Esra; İnanılmaz sohbetler yapacağınız, oldukça dolu bir insan. Hatta onla bu sohbetleri yaşadıktan sonra bu insan neden mutfakta yemek yapıyor, gitsin kariyer yapsın diye düşünebilirsiniz. Ama o hem kariyer hem de çocuk yapacak tarzda... Ve hatta tek taşını da kendi alır... Esra'ya not: Bacım sen resmini sitede yayınladığın için ben de dünya aleme seni gösteriyorum. Tekrar ve tekrar teşekkürler...

9 yorum:

Acemi Şef dedi ki...

Ardı ardına o kadar iltifat bombardımanına tutmuşsun ki, sırıtmaktan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim!:))(Hala sırıtıyorum:))))
Yol konusunda beni üzmemek için söylememişsin ne denli zorluk çektiğini, vallahi üzüldüm :( Hata "vaha" için "çöl"e katlanmayı seçen bizde. Kısmet işte, ama bir dahakine şak diye bulursun artık. Bir de iyi yanından bakalım, portföyüne değişik insan profilleri de kattın fena mı?:)))
Seninle aynı heyecanı ben de yaşadım inan ki,her ne kadar seni yarım yamalak ekrandan gördüysem de, ama itiraf edeyim daha "hanım kadın" beklerken deli dolu biri çıktı karşıma. İşte burası sana kaynayıverdiğim andır ;)
Bıdı bıdılarına katlanmak kısmını anlayamadım; yaşamadım ki öyle bir şey! Hatta Selda'yla kulağını çınlattık hemen, vaktin nasıl geçtiğini anlamadık diye, bir insan bu kadar mı hoşsohbet bu kadar mı alçakgönüllü olur? Ben çok memnunum bu dostluğun temelini attığımıza, dünyanın öbür ucuna da gitsem bana gel, görüşelim isterim ;))))
Not: Hava güzel, araba altında, bebiyi kap kap gel.

Berceste dedi ki...

Arkadaşları ile tanışmaya en azimli günlük yazarı ilan ettim seni :) Cambridge'e de gelir misin? Hatta mümkünse, kızlardan bir ikisini de kap gel!

Adsız dedi ki...

sen onu o eni anlatırken nekadar tatlı kızlar olduğunuzu düşündüm

iç sesi kızdırma o ses seni hayallerine buluşturuyor şekerim

aynur

Adsız dedi ki...

her ikinizede imrenmemek elde degil.Hem maharetli hemde civil civil iki dost.Dostluklarin ve hos görünün azaldigi bu zamanda örnek alinmasi gereken iki insan.Arkadasliginizin ve samimiliginizin daimi olmasini ümit ederek,hayirli günler.!!!

meltem dedi ki...

ne güzel yazmışsın öptüm sizi

Selen dedi ki...

Şekerim,
Hakikaten azimlisin bu konuda. Önce dişin sonra trafik yıldırmamış seni. Dostluğun güzel, azimli, sözünü tutan, şirin bir kadıncıksın sen. İmrendim buluşmanıza vallahi...

pecete dedi ki...

Esra; ben asıl sizleri tanımaktan çok memnun oldum. Sen dünyanın öbür ucuna git, yerleş (!), ben hemen yanıbaşında biteceğim. Sonra uyarmadı deme!...

Dilek; pasaportumun(tek "t" mi?) süresi dolmuş. Para biriktirip, pasaportu halledip geliyorum. Şaka değil gerçek. Ama tarih veremiyorum. Hep beraber dua ediyoruz ve ben para kazanıyorum. Aslında sanırım sana sadece Bebi'yi göndersem yetecekmiş gibi!!!

Aynur'um; ne durumlardasın? merak etmekteyim. Kendi derdimin telaşından seni unuttum sanma sakın. Son durumlarının haberlerini senden bekliyorum.

Anonim; çok teşekkür ederim. Benim de bu aralar o kadar şaşırtan insanlarla tanıştım ki; insanlık ve sıcak duyguların ölmediğine karar verdim. Hep beraber güzelliklere inşallah...

Meltem; biz de öptük seni!!!

Selen; acaba senin de işyerine mi baskın yapsam acaba??? Aslında Bobux Esra ve sen; bu projeyi sevdimmm!!!

SelServis dedi ki...

Ayşemcim yazını apar topar okumuştum, ama detaylı okumayı ve yorum yazma işini evime gelipde şöyle rahat rahat pc başına geçtiğimde yazıyim istedim.
Güzel iltifatların içinde teşekkür ederim. Ama bıdı bıdı kısmına bende katılmıyorum. Sohbetinden çok keyif aldım keşke daha uzun süreli görüşebilseydik. Aslında ben yazılarından kıpır kıpır birisi olduğunu tahmin etmiştim. Ama televizyonda görünce herhalde yanlış düşünmüşüm demiştim. Bende Esra gibi hanım hanımcık sakin birisi beklerken. Enerjinini görünce ilk düşüncelerimde yanılmadığımı gördüm. Vakit su gibi geçti gitti. Dinleme kısımına gelince sanırım ilk tanışma heyecanındandır, yoksa tanıdıkdan sonra çenemin çokda düşük olduğunu bile söylerler :)
Resimimi tabiki yayınlayabilirsin. Göbek kısımları hariç :)), Esra bir resimimi çekmişki photoshop bile yetmedi göbeği örtmeye :)
Birde İzmir demişsin. Yoksa İzmirlimisin?? Hiç bu konudan konuşmamıştık. Buraya gelirsen mutlaka görüşelim. Gelemezsende bir dahaki İstanbul ziyaretimde Beşiktaşdaki kapına dayanacağım :)
Sevgiler..

Berceste dedi ki...

TDK'ya baksana yahu!

E hadi bakalım bekliyoruz. Sen oğlanı paket et yolla, o da yeter :P Ama Sanem mi önce kapar, ben mi bilemem!