9 Şubat 2007 Cuma

kal geldi...

buyrun...bana açıklar mısın? ne demek bu 'kal geldi'? sıkılmak, daralmak anlamında...olmaz hem de hiç olmaz. ayıp; benim atama, bu yurt için canını verenler adına büyük ayıp. ilk duyduğumda anlamsız bir şekilde etrafıma bakmıştım. ben mi yanlış anladım diye ama tekrar edildikçe (sanki ezberletmeye çalışır gibi) doğru anladığımı fark ettim. elime kağıt kalem aldım ve kağıda yazdım. yok gene anlamsız gözüktü gözüme. internetten araştırdım hani belki yanlış yazmışımdır diye. evet orda da aynı şekilde yazıyor. kısaca yazım doğru, anlam doğru. yanlış olan bu kelimeyi kullananlar ve bu kelimeyi kullanmayı özendirenler. evet saf kan bir dile sahip değiliz ama özümüzü bozmak ve hatta kelime uydurmak zorunda da değiliz. "turanj" diye bir "şey"i kalkıp televizyonlardan renk olarak anons ederseniz ve bunu seyreden çocuğunuz size gelip "anne turanj renkte bir meyve var mı?" derse işte burda bir bozukluk var derim. ben bunu ne yaşamak ne de yaşatmak istemiyorum. hatalarım var. bazı kelimeleri yerli yersiz kullanıyorum. hele noktadan sonra hiç büyük harf yazmıyorum (dayday'cım çok haklısın; bkz. bir ay önceki internet postası.). bunların büyük harf dışında olanlar bilgisizlikten yapılan hatalar. büyük harf konusundaki sıkıntı şu: biraz üşengeçlik, biraz da yazacaklarım aklımdan uçup gitmeden sayfalara dökmek konusundaki aceleciliğim... hepsini düzelteceğim. bu konuda sevgili Berceste'nin "Dil Kampanyası" na destek vermek kendimden çok bebi içindir. oğlumun "bye-bye" yerine "hoşça kal" demesini istiyorum. "saol" yerine "sağol" yazmasını istiyorum. ben bu kelimelerle büyüdüm, onu da bu şekilde büyütmeliyim...


ordakiler!! uyanın; TÜRKÇE'DE "KAL GELDİ" DİYE BİR ŞEY YOK...
aaa ne süpriz di mi??!!


not: ilk defa açıldığından beri sitede büyük harflerle bir cümle kuruldu. hayırlı olsun.


Devamını okuyun...(Read more...)>>

7 Şubat 2007 Çarşamba

2007 bebek ve çocuk fuarı

işte geldi...çok bekledim ama beklediğime değdi. en sonunda...geçen sene gittiğimde bebi içerde tekmelemekle meşguldu. bu sene yanımda olacak. inanılır gibi değil. koca bir yıl geçti. dino gene "su koyverme" durumlarında ama ben ekibi toparladım. arkamız sağlam; anne, güllü, zeyno ve bebi... sevgili aynur fuar haberi ile ilgili hatırlatmayı yapınca hemen fuarı düzenleyen firma ile bağlantıya geçilerek, tanıtım ve halkla ilişkiler görevlisi Seda İ. Babaoğlu'nun ilgisiyle gereki bilgiler alındı. kendisine teşekkürlerinizi gönderiyoruz. etkinlik listesi çok güzel hazırlanmış, katılan firmalar ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenmiş. bu arada fuara davetiyeniz yoksa; bu adresteki "serbest giriş kartı" nı doldurabilirsiniz. doldurduktan sonra size verilen referans numarası ile fuarın giriş kapısında yer alacak bankolardan "giriş kartı" alıp rahatlıkla fuarı gezebileceksiniz. tam teçhizatlı bir şekilde orada olacağız ve durum rapor edeceğiz. bakalım bu fuardan neler yakalayacağız?
2007 BEBEK VE ÇOCUK FUARI ETKİNLİKLERİ

08 – 11 Şubat 2007

SERGİLER

· “YENİ HAYAT “ MEHTAP US TERZİ FOTOĞRAF SERGİSİ

Düzenleyen : Yapı-Endüstri Merkezi
Saat : 11.00 -19.30
Yer : Rumeli Salonu,Salon 1

· “LİFE” ZERİN KÜLTÜRAL FOTOĞRAF SERGİSİ

Düzenleyen : Yapı-Endüstri Merkezi
Saat : 11.00 -19.30
Yer : Rumeli Salonu,Salon 1


10- 11 Şubat 2007

İMZA GÜNLERİ

· NEŞE’li 0-14 DERGİSİ –NEŞE ERBERK

Düzenleyen : NEŞE’li 0-14 DERGİSİ
Tarih, Saat : 10 Şubat 2007 Cumartesi , 15.00- 16.30
11 Şubat 2007 Pazar, 1400- 15.30
Yer : Rumeli Salonu, Salon 1

10 Şubat 2007 - Cumartesi


· SEMİNER “ÇOCUĞUNUZUN EVDE GÜVENLİĞİ”

Saat : 13.00 – 14.00
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Arzu BİRİNCİ, Çocuk Güvenliği Uzmanı
Düzenleyen : ÇOCUK GÜVENLİK ÜRÜNLERİ

· SEMİNER “ÇOCUKLARI KAZALARDAN KORUMA EĞİTİMİ”

Saat : 14.30 – 15.30
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Doç.Dr. Agop ÇITAK
Düzenleyen : Türkiye Bankalar Birliği &
Çocuk Acil Tıp ve Yoğun Bakım Derneği

· SEMİNER “ANNE & BABA KOÇLUĞU”

Saat : 16.00 – 17.00
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Esra Edibe AKSÜYEK
Düzenleyen : HAYATA İLK ADIM VE ANNE & TRENDS DERGİSİ


· SEMİNER “BEBEKLİKTEN ÇOCUKLUĞA GELİŞİM VE AŞILAR”

Saat : 17.30 – 18.30
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Dr.Bahar SALİHOĞLU
Düzenleyen : MEMORIAL HASTANESİ


11 Şubat 2007 – Pazar

· SÖYLEŞİ “BEBEĞİNİZİN BESLENMESİ İLE İLGİLİ MERAK ETTİKLERİNİZ”

Saat : 13.00 – 14.00
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Prof.Dr. Hilal MOCAN
Düzenleyen : HİLAL MOCAN İLE ÇOCUĞUM VE BEN DERGİSİ

· SEMİNER “ÇOCUK PSİKOLOJİSİ HAKKINDA BİLİNMEYENLER VE YENİ YAKLAŞIMLAR”

Saat : 14.30 – 15.30
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Alanur ÖZALP- Uzman Doktor
Düzenleyen : DANIŞMAN PSİKOLOJİK HİZMETLER

· SEMİNER “0-3 yaş çocuk beslenmesi ve yapılan yanlışlar”
Saat : 16.00 – 17.00
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Prof. Dr. Sırrı BEKTAŞ
Düzenleyen : MİLUPA

· SEMİNER “ÇOCUKTA DUYGUSAL SORUNLAR VE ARKADAŞLIK EDİNME BECERİSİ

Saat : 17.30 – 18.30
Yer : Haliç Salonu
Konuşmacılar : Neşe ERBERK, Ferda ÇOBANOĞLU (Pedagog ve Aile Terapisti)
Düzenleyen : JOYFULL HOUSE-NEŞE ERBERK YETENEK GELİŞTİRME MERKEZİ


Devamını okuyun...(Read more...)>>

annem çiçek açtı...

gençliğin başımızda duman olduğu zamanlarda hafif çapta asi takılıyorduk. ailem; özellikle annem o annelere has korumacı tavrıyla karşımda yerini alıyordu. olay zıtlaşmaya doğru adım adım ilerlerken, neticeye ulaşmamızı sağlayan cümle annemin ağzından çıkıyordu: "anne ol, beni anlayacaksın"... bu öyle sihirli bir cümle idi ki, benim o daima laf yetiştiren halim "hadi bana eyvallah.ararsan yokum" diyerek hızla uzaklaşıyor ve ben anneme bakakalıyordum. ben ve çocuk... şaka gibi...yok canım nerde!!! ilk önce doğuracağım adamı bulmam gerekiyor. evlenmeye karar vermek gerekiyor. ve daha bir sürü şey...yani imkansız...zaman geçti, asi tavırlar törpülendi, laf yetiştiren halimiz tatilden mektup attı " ben burda çok iyiyim, kendine iyi bak..." doğuracak adam bulundu, evlenildi. annem hala aynı annemdi. ve bebi geldi. annem haklıydı. artık farklı şeyler hissedip yaşıyordum. küçükken annemin çok sevdiği yemekler olurdu. nedense bazen yarısını veya son kalan parçayı bana veya abime verirdi.anlamazdım. bu kadar sevdiği şeyden nasıl vazgeçiyordu? şimdi anlıyorum; çünkü beni ve abimi ondan daha çok seviyordu... vazgeçebiliyordu; sırf bizim o an yüzümüzde göreceği gülümseme için... yetiştirmek, hayata hazırlamak, doğruyu ve yanlışı öğretmek, tekrar ve tekrar affetmek... annemin 62 yıllık hayatının son 38 yılında yaptıkları. ben bu yola biraz geç çıktım. anne oldum annem ve seni anlayamaya yeni başlıyorum. umarım senle daha çok uzun yıllar birbirimize annelik yaparız...doğumgünün kutlu olsun...

bugün annem çiçek açtı...


Devamını okuyun...(Read more...)>>

3 Şubat 2007 Cumartesi

lama'ya mektup

iyi yaptın, hoş yaptın amma velakin SORULAR NERDE??? deli gibi soruları arıyorum bloglarda. tabi sayende yeni bloglarda keşfetmedim değil. sağolasın. kardeşim desene bana hakkında bilinmeyen 5 şeyi yaz, ben sana sayfalar döktüreyim. canım lamam, cicim lamam sen iste ben sobelenirimde ,mimlenirimde, şimdi bunları öğrendin sonra yüzüme vurma ama tamam mı? anlaştık mı? oldu mu? haaa??? sesim geliyo mu?

*gerçek sarışım. fakat dış etkilerden dolayı saç rengi koyulaşıyor arkadaşlar. ben de röfle ile dış güçlere karşı savaşıyorum. aile bütçesine katkı amacıyla kendi röflemi kendim yapıyorum artık. valla güzel oldu. artan parayıda kendime bahşiş yaptım.


*2 yıl polimer kil öğretmenliği (aslında öğretmenlere ayıp oluyor. ben gerçek öğretmen değilim. ama bunu başka nasıl açıklarım bilemedim.) yaptım. ve sevdiğim işin bu olduğuna karar verdim. şimdi yabancı bir siteye bu konu ile ilgili çeviri yapıyorum.


*en ilginç bulduğum yaratık vampir; manyak mıyım neyim ama vampirleri seviyorum daha doğrusu çok ilginç geliyor. gerçekten var mıydılar yoksa insan beyninin kısa devresinden mi meydana geldiler?


*akan suları durduran top 5 listesinden bebi,dino ve ailem'den sonra gelen şey bilimkurgudur. daha doğrusu fantastik filmler. ama iyi çevrilmiş ve güzel efektli olacak. ucuz etin yahnisi gibi olmasın lütfen.


* yolculukları çok severim.plansız çıkacaksın ve her gördüğün turistik gezilecek, görülecek yer tabelalarından içeri kıvrılıvereceksin. deli gibi fotoğraf çekeceksin, keşfedeceksin ve hatta mümkünse o zamana gidip onlar gibi yaşamayı hayal edeceksin.

canım lamam, cicim lamam; yaptım di mi? olmuş mu?efferin mi bana?
o ayrı bu ayrıdır arkadaşlar. sakın mızmızlanmayın; özlem, yelda, aynur ve banu...kadro tamam. hakkınızda bilmediğimiz 5 şey nedir?


Devamını okuyun...(Read more...)>>

iç dünyama yolculuk

çok uzun bir yolculuk bu. sanırım amaç içimdeki çocuğa ulaşmak. hala saçlar iki yandan toplanır. bebiyle beraber emeklenir ve oyuncaklar havaya fırlatılır. ve dünyaya o masumiyetle bakar.o yüzden bazı insanları anlamaz.bazı olayları çözemez.işte bu yüzden hiç televizyonda haber seyretmez. yanlışları vardır her çocuk gibi. bazen şımarır, istediğinin olması için inat eder. sakince karşınıza alıp, büyük adam gibi konuşursanız hemen sakinleşir. aslında uysaldır. en sevdiği oyuncak bebeği zeyneb'i hiç unutmadı.en çok istediği şey herkesin mutlu olması.
yaş 35 ama hala çocuk ve ben bu çocuğu çok seviyorum.

sevgili aynur, beni mimlemiş.
şimdi ben de özlem, yelda ve banu'yu mimliyorum.
bakalım bizleri bu yolculuklarda neler bekliyor???


Devamını okuyun...(Read more...)>>

japon cheesecake'i (cotton soft japanese cheesecake)

dino korelilerle çalışıyor, sinemada "çinliler geliyor" filmi gösterildi. etrafta bir çekik gözlü operasyonu var sanırsam. bu durumda araştırdık, soruşturduk; tamamen türk malzemelerle hazırlanmış bir adet "japon cheesecake'i" yaptık. vatana millete hayırlı olsun.farklı bir tarif, farklı bir pişirme yöntemi;


japon cheesecake'i (cotton soft japanese cheesecake)
















12 kişilik
hazırlama süresi: 25dk
pişme süresi:1 saat 10dk
servis süresi:12-24saat

gerekli malzemeler:
  • 140gr tozşeker
  • 6 yumurta beyazı
  • 6 yumurta sarısı
  • 1/4tsp krem tartar
  • 50gr margarin
  • 250gr labne peynir
  • 100ml süt
  • 1tbsp limon suyu
  • 60gr kekun (veya söke un-3 defa elenmiş-)
  • 20gr mısır nişastası (veya mısır unu sevgili Betül’ün uyarısıyla hemen düzeltme yapıyorum. mısır unu kullanılmıyor. “corn flour” mısır nişantası için kullanılan terimdir. mısır unu için yurtdışında “corn meal” terimi kullanılıyormuş.teşekkürler Betül)
  • 1/4tsp tuz

fırın fansız 160derecede ön ısıtma yapılırak hazırlanır. ben mari usulu bir kapta peynir,yağ ve süt eritilir. tam eriyip alt kaptaki su kaynaya başlayınca peynirli eriyik ocaktan alınır. soğuduktan sonra un, mısır nişastası veya unu, yumurta sarıları, limon suyu ve tuz ilave edilerek mikser ile 3-4dk karıştırılır. diğer tarafta yumurta beyazları ve krem tartar kar haline getirilir. krema kıvamındaki bu karışıma azar azar şeker ilave edilir ve koyu krema kıvamına gelene kadar karıştırılır. bu karışım 3 parti halinde unu karışımla birleştirilir. yaklaşık 20cm'lik kelepçeli kalıbın tabanı yağlı kağıt ve yanları alimünyum folyo ile kaplanır. cheesecake karışımı kalıba dökülür ve fırında su banyosu yöntemi ile 1 saat 10 dk veya üstü kahverengi oluncaya kadar pişirilir.



su banyosu yöntemi: içinde çiğ hamur olan kalıp; kendinden daha büyük ve içinde oda sıcaklığında su olan bir kalıbın içine yerleştirilir. su seviyesi; küçük olan kalıbın yarısına gelecek şekilde ayarlanır.




peçete'den notlar:

  1. ilk defa süresinde pişen bir cheesecake ile karşılaştım. kendisini tebrik ederim.
  2. içine yeşil çay tozu(!) da konurmuş eğer istenirse. ( o zaman un miktarı 30gr. düşürüp 30gr yeşil çay tozu kullanıyorsunuz.)
  3. 6 yumurta ilk başta benim gözümü korkuttu, acaba kokar mı diye. nerdeee...aradıysan bul.
  4. tadına inanamadık. "cotton soft" yani "pamuk yumuşaklığı" sıfatını kesinlikle hak ediyor.
  5. alt taban diye birşey hazırlanmıyor. sanki kek yapar gibisiniz.


Devamını okuyun...(Read more...)>>

1 Şubat 2007 Perşembe

kendime

yok... yok.. bana bir şey oldu bugün. "mutfakta zen" deki yazı tam üstüne geldi. ben mutlu değilim bugün. içim acıyor.kötü olmayı nerden öğrendik veya birilerini incitmeyi? anlamıyorum. karşımızdaki üzüldüğünde kendimiz için elde ettiğimiz şey ne oluyor? hani yararlı bir şey midir acaba?yararlıysa neden ben yapmıyorum? valla mutsuzum bugün. yaşlı adam pastanesinin kapısında duruyor. dilenmiyor ama kılık kıyafet dökülüyor. kimse durupta "amca ne istiyorsun, neye ihtiyacın" var diye sormuyor. geçip gidiyorlar önünden. acıyarak bakıyorlar. sadece poğaça istiyormuş,sadece poğaça.50kuruş...kocaman 50kuruş. ben bi de bu dünyaya çocuk getirdim. ben böyle hissederken bebi ne yapacak? elimden geldiği kadar onu hazırlayacağım bu duruma ama yeterli olmaz ki. birisi söylesin bana neyin derdindeyiz?küresel ısınma var, dünya elden gidiyor, herkes kendi derdinde. ben de dahilim o herkese. bunun için de kendime gıcık oldum. işte böyle. gecenin 3'ü oldu. ve ben kötüye kızıyorum, kötülere izin verdiğim için, onlarla savaşmadığım için kızıyorum.
yok...yok...ben iyi değilim bugün.


Devamını okuyun...(Read more...)>>

kübik

bu tarif marmaris'ten buraya taşındı. "şaşkın şaşkın" tarifinin şekline bakıldı. "hay allah" denerek sos hazırladı. "ben bir yerde yanlış yaptım" biçiminde kek pişirildi. "yok yok bu olmadı" kararı ile sos devreye sokuldu. "gitti bütün malzeme" bakışları ile bir gün bekletildi. "belki yararı olur" düşüncesi ile hindistan cevizi ile kaplandı. " allah allah, saldırın" denerek aile fertleri tarafından tüketildi.. inanılmaz bir maceraya hoşgeldiniz;



kübik

















40-45 parça
hazırlanma süresi:15 dk
pişme süresi:25-30 dk
servis süresi:24 saat

gerekli malzemeler:


kek için

  • 4 yumurta
  • 250gr toz şeker
  • 4 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 8 yemek kaşığı su
  • 250gr un
  • 1 paket kabartma tozu ve vanilya

sos için

  • 4 1/2 yemek kaşığı kakao
  • 125gr toz şeker
  • 250gr yağ
  • 2 su bardağı su

fırın 175 derecede ön ısıtma yapılır. ilk önce yumurta ve şeker iyice çırpılır. arkasından su ve sıvıyağ ilave edilir. en son elenmiş un, kabartma tozu ve vanilya, yumurtalı karışıma ilave edilir. yağlı kağıtla kaplanmış dikdötgen tepsi ile fırına verilir. kek fırında pişerken diğer tarafta sos hazırlanır. bütün malzeme hafif ayarda ısıtılarak pişirilir. en son soğuk su ilave edilir (yağ eridikten sonra).kek pişip tel ızgaraya alınır. ılındıktan sonra küçük kareler şeklinde kesilir. ılınmış olan sosa her tarafı batırılır ve yağlı kağıdın üstüne konur. bir gün bekletilir. ertesi gün hindistan cevizine bulanır. afiyet olsun...



peçete'den notlar:

  1. sostaki suya inanamadım. ama parçalara ucu ucuna yetti. yani herhangi bir yanlışlık yok tarifte.
  2. parçaların her tarafını sosa bulayın. sosa batırıp çıkarmanız yeter. sakın "lokma tatlısı" şeklinde sosun içinde bekletmeyin.
  3. bekletme süresinde üzerini yağlı kağıt ile kapatabilirsiniz.
  4. mutlaka keki alttan ve üstten çok hafif şekilde traşlayın. traşlanmazsa sosu az çekiyor.
  5. hindistan cevizi yerine ince kıyılmış ceviz, badem kullanabilirsiniz.


Devamını okuyun...(Read more...)>>